Sınırlarımızın artık çizgiler ile ifade edilemediği bir Dünya’da yaşıyoruz. İletişim teknolojilerinin hayatımızın her alanında kullanıldığı bir dünya. Kilometrelerce uzaktaki bir mağazadan sadece birkaç tuşa basarak alışveriş yapabiliyor, işimiz ile ilgili birçok şeyi internet üzerinden milyonlarca insan ile paylaşabiliyor, diğer ülkelere çalışmaya gidebiliyoruz. Bu örnekler resmin sadece küçük bir parçası. Bu sebeple anlıyoruz ki; sadece tek bir lisan, tek bir işyeri, tek bir müşteriyle, tek bir çalışan ya da tek bir patron ile sınırlı değiliz. Lisan bilenlerin, bilmeyenlere kolaylıkla tercih edildiği bir platform oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir. Özellikle İngilizce ile yaşamımızın her anında birçok yerde karşılaşıyoruz. Kariyerinizde ilerlemek, istediğiniz bir okulda yüksek lisans yapmak istiyor ya da sadece kültürel olarak geride kalmak istemiyorsanız İngilizce öğrenmelisiniz. İngilizce Uluslararası iletişim dili olma özelliğini her geçen gün daha da artırarak sürdürmektedir. Dünya gençlerine açık her seviyedeki eğitim kurumlarının büyük çoğunluğunda eğitim dili İngilizce´dir, Avrupa Birliği – Dünya Bankası vs. gibi kurumların iletişim dili İngilizce´dir, Uluslararası ticaret ile ilgilenen kurum ve kuruluşların elemanlarında öncelikle ve özellikle aradıkları yabancı dil İngilizce´dir. İngilizce ile barışık olan, İngilizce´yi okuyup,yazıp,konuşup ve anlayabilen kişi aranan ve tercih edilen kişi demektir. Yurt içinde bile kariyer ve sıfatları pekiştiren bir ayrıcalıktır İngilizce. İngilizce bilgisi iyi düzeyde olan emsallerinden hep bir adım önde olmuştur. İngilizce bilen projeyi yöneten, koordine eden ve yurt dışına taşıyan kişi olurken İngilizce bilgi seviyesi düşük olanlar projenin alt birimlerinde görev almak zorunda kalmışlardır. Mezun olduğunuz okul veya bölüm ne olursa olsun İngilizce bilgi seviyeniz iyi değilse en önemli özellikleriniz bile gözardı edilebilmektedir. Bu nedenle ; Biz de yeni bir lisan öğrenmenin gerekliliğini sizin kadar önemsiyoruz. Dil eğitimini en doğru, güncel yöntem ve tekniklerle vermek için 1998 yılından günümüze sizlerin hizmetindeyiz. Deneyim ve tecrübelerimizi sizinle de paylaşmak istiyoruz. Genel İngilizce programımız, İngilizce dilinin tüm alanlarında sağlam bir yapı oluşturmanızı sağlayan temel bir programdır. Ders programımız, kelime bilgisi ve gramer bilgisi ile doğru bir temel oluşturabilmenizi, okuma, yazma, dinleme ve konuşma pratikleri ile de dile hakim olabilmenizi sağlamaktadır. Genel İngilizce programları; mevcut bilgilerinizi geliştirerek İngilizceyi maksimum derecede kullanmanızı ve bunu da pratik ile geliştirmenize olanak verir.
ingilizce kursu ankara
Çocuklar İçin İngilizce Kursları
Çocuklar İçin İngilizce, Çocuklar İçin İngilizce Kursları, Ankara Çocuklar İçin İngilizce
15 Kasım 2012 Perşembe
2 Ağustos 2010 Pazartesi
Çocuklar İçin İngilizce
Future Perfect Yapıları
The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerin her ikisi de aynı yerde kullanılır.
Present Future Perfect Future
X xxxXxxx X
Future Perfect Continuous
Gelecekte belli bir zamanda olacak eylemleri ifade ettiğimizde cümleyi basit Future ile kurarız. Eğer gelecekte belli bir zamanın öncesine vurgu yapılırsa cümle, The Future Perfect Tense veya The Future Perfect Continuous Tense’lerden biri ile kurulur.
Örneğin;
Saat beşte ders başlayacak, Basit Future ile
Beşe kadar ders başlayacak, Future Perfect ile kurulur.
The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense zamanlarının kullanımında dikkati çeken “By” edatı vardır. Bu edat, bir cümlede varsa mutlaka Future Perfect’i işaret eder.
By: ...e kadar
Exceed: aşmak
The population of Turkey will exceed 100 millions in 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılında 100 milyonu aşacak.)
Bu cümlede, gelecekte belli bir noktada gerçekleşecek olaydan söz edildiği için Basit Future kullanılmıştır.
The population of Turkey will have exceeded 100 millions by 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılına kadar 100 milyonu aşmış olacak.)
Görüldüğü gibi “By” edatının olması Futre Perfectli yapı ister. Yani bir cümlede “...e kadar” anlamına gelen “by” edatının varlığı Future Perfectli yapı gerektirir. Peki bu cümlede niçin Future Perfect Continuous değil de Future Perfect kullanılmıştır? Future Perfect kullanılmıştır. Çünkü 100 milyona aşma eylemi sürekli olmayıp; bir anda gerçekleşen bir eylemdir. Bu yüzden continuous kullanılmamıştır. Zamanların kullanımında bu şekilde spesifik özelliklerine de dikkat etmek gerekir.
Sınavlarda, The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerle ilgili sorularda bu iki zamanın ikisi de şıklarda verilmez. Çünkü ikisi de aynı yerde kullanılır ve aynı anlama gelir.
By ve Until / Till Arasındaki Kullanım Farkı
By:...e kadar
Until / Till:...e kadar
İkisi de “....e kadar” anlamına gelen bu iki edat arasında çok önemli bir kullanım farkı vardır. Eğer konuşma anı ile gelecekte belirtilen zaman arasında eylem sürekli oluyorsa Until / Till kullanılır. Eğer konuşma anından sonra “...e kadar” ifadesinin geçtiği bir noktada eylem oluyorsa “By” kullanılır ve bu da Future Perfectli yapı gerektirir. Bu açıklamayı zaman çizelgesinde gösterecek olursak;
Present Until / till Future Present by Future
XxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxX X X X
Present Saat 10Present Saat 10
Olayın gerçekleştiği nokta
I will study untill 10 o’clock. (Saat ona kadar çalışacağım)
He will have called us by 10 o’clock. (Saat ona kadar bize telefon edecek.)
Birinci cümlede, zaman çizelgesinde de görüldüğü gibi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar çalışma eylemi sürekli yapılacaktır. Burada süreklilik olduğu için “by” artık kullanılamaz; “until” kullanılır.
İkinci cümlede ise, telefon açma eylemi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar sürekli değil de bir noktada gerçekleşecektir. Bu kullanım da “by”edatını gerektirir ve “by” kullanımı da Future Perfect’i işaret eder.
Not: Edatların kullanım özelliğinden dolayı “By” cümlenin başına da gelebilir. Normalde edatların asıl yerleri cümle sonlarıdır. Ama kullanım yerleri değişebilir.
Bythe end of next month, we will have completed our study.
(Bu ayın sonuna kadar çalışmamızı tamamlamış olacağız.)
Eğer gelecekte yapılacak bir eylemi, öncesi ile ilişki kurarak aktaracaksak tense olarak Future Perfect kullanırız.
Bythe end of year, I will have been working at D.U. for 15 years.
(Yıl sonuna kadar, Dicle Üniversitesinde 15 yıldır çalışmakta olacağım.)
“For” edatının Farklı Perfect ifadelerindeki Kullanımı
Now, I have been studying for three hours. (The Present Perfect Continuous Tense)
(Şu anda üç saatten beri çalışmaktayım.)
When you phoned, I had been studying for three hours. (The Past Perfect Continuous Tense)(Sen telefon ettiğinde, üç saatten beri çalışmaktaydım.)
By the end of this month, I will have been teaching Engilish for three years. (The Future Perfect Continuous Tense) (Bu ayın sonuna kadar üç yıldır İngilizce öğrenmekte olacağım.)
Not: Sorulan bir soru üzerine “for”un kullanımı yukarıdaki cümleler üzerinde anlatıldı.
Zamanların Kullanımındaki Karışıklıklar
1.) Simple Past – Present PerfectKullanımı: Bu iki zamanın kullanımında Türkçe’nin yapısından kaynaklanan bazı karışıklıklar vardır. Bu karışıklıkları gidermek için zamanların İngilizce’deki tanımından başlayalım.
Simple Past: Geçmişte, belli bir zamanda olmuş, bitmiş olayları aktarır. Yani Simple Past’ı kullanabilmek için kesinlikle zamanın belli olması ve olayın olmuş - bitmiş olması gerekmektedir. Eğer bu iki şart eksik ise, kesinlikle Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilmelidir.
I saw him three days ago. (Onu, üç gün önce gördüm.)
They signed a peace agreement in 1990. (Onlar, 1990 yılında bir barış antlaşması imzaladılar.)
Görüldüğü gibi birinci cümlede “görme” eylemi oluş-bitmiş ve belli bir zamanda (üç gün önce) olmuştur. Bu nedenle Simple Past kullanılmıştır. İkinci örnek için de aynı açıklama geçerlidir.
Eğer olay geçmişte belirsiz bir zamanda olmuşsa ve etkisi konuşma anında da devam ediyorsa artık Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilir.
My family has moved many years before. (Ailem, birkaç yıl önce taşınmış.)
Burada “taşınma” eylemi, hem belirsiz bir zamanda olmuş hem de etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu nedenle Simple Past kullanılmamış; alternatifi olan Present Perfect’e gidilmiştir.
Olayın etkisi durumunu bir örnekle açacak olursak;
I lost my key. (Anahtarımı kaybettim.)
I have lost my key. (Anahtarımı kaybetmişim.)
Birinci cümlede geçmişte olmuş-bitmiş olan “kaybetme” eyleminin etkisi konuşma anında yoktur. Bu nedenle kaybedilen anahtarın bulunduğu anlaşılır. İkinci cümleden ise anahtarın henüz bulunamadığı ve kaybetme eyleminin etkisinin konuşma anında da var olduğu anlaşılır.
Simple Past – Present Perfectkullanımında yukarda anlatılan detaylara dikkat edilmelidir. Ayrıca Present Perfect kullanımında önemli bir husus daha vardır. Eğer verilen bir cümlede bizi Present Perfect’e ***üren bir işaret yoksa (yet, just, for, since vb. gibi) olayın etkisi ve zamanı düşünülerek sonuca varılır.
Present Perfect’li bir cümlede eğer bir zaman dilimi kullanılmışsa (this month, this century, this day vb.) bu zaman diliminin etki alanı devam etmelidir. Zaman dilimleri de genellikle “this” ile başlarlar.
Örneğin, saat öğleden önce on birde kahvaltı yapılmadığı söylenmek istense Simple Past kullanılamaz. Çünkü öğle yemeğine kadar yapılacak bir yeme eylemi kahvaltı olacaktır. Bu nedenle Present Perfect kullanılmalıdır. Eğer öğleden sonra o gün için kahvaltı yapılmadığı söylense artık yapılacak bir yeme eylemi kahvaltı olamayacağından Present Perfect kullanılamaz; kullanılacak zaman Simple Past olmalıdır.
Saat 11.00 Today, I have not had breakfast. (Bu gün kahvaltı yapmamışım.)
Saat 14.00 Today, I did not have breakfast. (Bu gün kahvaltı yapmadım.)
2.) Present Continuous – Present Perfect ContinuousKullanımı
Present Continuous kısa bir zaman dilimi ile sınırlıdır. Olayın sadece şu anı ile ilgilenilir, öncesi ile bir ilişkisi kurulmaz. Present Perfect Continuous’ta ise, olayın öncesine gitmek gerekir.
I’m livingin D. Bakır now. (Şimdi D. Bakır’ da yaşıyorum.)
Bu cümlede sadece olayın şu anı ile ilgileniliyor. Ayrıca kısa bir zaman dilimi vardır. Bu nedenle Present Continuous kullanımı gerektirir.
I have been living in D. Bakır for five years. (Beş yıldır D. Bakır’ da yaşamaktayım.)
Bu cümlede ise sadece olayın şu anı değil öncesi de işin içindedir. Böyle bir ifadede artık Present Continuous kullanılamaz, alternatifi olan Present Perfect Continuous kullanılmalıdır.
She is workingin a bank, now. (at present)
She has been working in a bank since last year. (öncesi ile ilişkili)
Zamanların Kullanımına Bazı Örnekler
I haven’t received the documents yet. (Hala belgeleri almadım.)
Present Perfect
Bu cümlede, “have” var ve fiil üçüncü haldedir. Bu nedenle Present Perfect ile kurulmuş bir cümledir. Bu cümleyi “..........almamışım.” diye Türkçe’ye çevirmek İngilizce açısından daha uygundur. Ama Türkçe’ye uygunluk açısından “.......almadım” diye çevrilir. Bu yüzden İngilizce’den Türkçe’ye çeviri yaparken genel yapıyı ve anlamı bozmamak şartıyla kulağa hoş geldiği şekilde çevirmek gerekir. Bu şekilde cümleyi çevirirken, sanki cümle Simple Past ile kurulmuş gibi algılanır. Gerçekte cümle görüldüğü gibi Present Perfectile kurulmuştur. Bu nedenle yapılan bu açıklama çeviri için geçerlidir. Yani İngilizce’de yukarıdaki cümlede Simple Past kullanılamaz.
To receive: almak, kabul etmek.
To conceive:kavramak, algılamak
Reception:kabul edilen yer (Receive’ın isim halidir. Diğer fiiller de bu şekilde isimleştirilebilirler.)
Conceptkavram
Co, Con, Com(ses uyumuna göre): beraber
Per: ...için, karşısında.
To percive: idrak etmek, algılamak.
De:olumsuzluk katan bir ön ektir.
To decieve:kandırmak, aldatmak.
Deceptive:aldatıcı.
Dikkat edilirse, yukarıdaki kelimelerin hepsi “receive” den türetilmiştir. Dolayısıyla bir kelimenin anlamı bilinirse, türevlerinin de anlamlarını bulunabilir. Öğrenilen bu kelimeleri, türevleri ile birlikte yazarak çalışmak daha verimli olacaktır.
The E.U will be contributing to our economy enormously in the years ahead.
Future Perfect Continuous
(A. B, önümüzdeki yıllarda ekonomimize büyük ölçüde katkıda bulunuyor olacak.)
Yukarıdaki örneğin açıklamasına benzer şekilde cümlemizin zamanını çözümlüyoruz. “will” var, Future; “be” var Continuos; yani Futre Continuous’tur diyoruz.
Enormously: büyük ölçüde, çok.
Ahead:dosdoğru, ileri
To contribute: katkıda bulunmak.
To distribute:dağıtmak.
To attribute:...e atıfta bulunmak, ...e bağlamak.
To retribute:
“Tribu” Latince bir kelime olup; Roma döneminde ortaya çıkmıştır. “Aşiret” anlamındadır. Roma döneminde üç önemli aşiret varmış. “Tribun” ise, aşiret liderinin aşiret bireylerinin etkinliklerini izlerken oturduğu yüksek yer demektir. Statta oturulan yer anlamındaki “tribün” kelimesi buradan gelmektedir.
They had been waiting for three hours when we arrived there.
Past Perfect Continuous Simple Past
(Oraya vardığımızda, onlar üç saatten beri beklemekteydiler.)
Fiil kelimelerinin anlamları bilinmezse de zamanların kullanımına hakim olmak bizi sonuca ***ürebilir. Örneğin bu cümleyi zaman uyumu açısından irdeleyebiliriz. Burada Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılamazdı. Çünkü Past Continuous eylemin sonrasına da gider. Halbuki örneğimizde, “biz oraya vardığımızda” bekleme eylemi artık bitmiştir ve eylemin sonrasına gidilmez. Bu yüzden Past Perfect Continuous kullanılmıştır. Bu ifadeyi zaman çizelgesinde gösterecek olursak;
Simple Past Present
xxxxXxxxx X
Past Perfect Continuous
Past Continuous
***** Gramer İçin Kaynaklar:
1.) A. J. Thomson, A.V. Martinet: Kullanışlı İngilizce Dilbilgisi Rehberi.
2.) Betty Schrampfer Azar: Fundamentals Of Englısh Grammar (I, II, III)
The workers will have given up going on strike. (İşçiler, greve gitmekten vaz geçmiş olacaklar.)
Go on strike: greve gitmek
When hearrived at the station, the train had leaft. (O istasyona geldiğinde tren ayrılmıştı.)
S. Past Past Perfect
Not: Temel cümlecik Past Perfect ise, zanan cümleciği Simple Past olmalıdır. Her iki cümlecikte kesinlikle Past Perfect kullanılamaz.
When I arrived home my father was reparing his car.(eve vardığımda babam arabasını tamir ediyordu.) (Bu cümleden, “babamın hala arabayı tamir ettiğini ve benim bu eylemi yaptığını gördüğüm” anlaşılır.)
When I arrivedhome my father had repared his car. (eve vardığımda babam arabasını tamir etmişti.) (Bu cümleden, “babamın arabayı tamir etmiş olduğunu ve benim bu eylemi görmediğim” anlaşılır.)
When I arrived home my father had been reparing his car. (eve vardığımda babam arabasını tamir etmekteydi.) (Bu cümleden, “babamın arabayı, ben eve varmadan kısa bir süre önce tamir etmiş olduğunu ve benim bu eylemi görmediğim” anlaşılır.)
Şu ana kadar birkaç test olduk.
We have had several tests so far.
Şimdiye kadar
So far
By far
Up to now
Until now
Up to the present (time)
Till now
Such far
To date
Hitter to
Hepsi “şimdiye kadar” anlamındadır. Cümlenin akışına göre “şu ana kadar” ifadeleri ile hangi zamanın kullanılacağını kestirebilmek gerekir.
The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerin her ikisi de aynı yerde kullanılır.
Present Future Perfect Future
X xxxXxxx X
Future Perfect Continuous
Gelecekte belli bir zamanda olacak eylemleri ifade ettiğimizde cümleyi basit Future ile kurarız. Eğer gelecekte belli bir zamanın öncesine vurgu yapılırsa cümle, The Future Perfect Tense veya The Future Perfect Continuous Tense’lerden biri ile kurulur.
Örneğin;
Saat beşte ders başlayacak, Basit Future ile
Beşe kadar ders başlayacak, Future Perfect ile kurulur.
The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense zamanlarının kullanımında dikkati çeken “By” edatı vardır. Bu edat, bir cümlede varsa mutlaka Future Perfect’i işaret eder.
By: ...e kadar
Exceed: aşmak
The population of Turkey will exceed 100 millions in 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılında 100 milyonu aşacak.)
Bu cümlede, gelecekte belli bir noktada gerçekleşecek olaydan söz edildiği için Basit Future kullanılmıştır.
The population of Turkey will have exceeded 100 millions by 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılına kadar 100 milyonu aşmış olacak.)
Görüldüğü gibi “By” edatının olması Futre Perfectli yapı ister. Yani bir cümlede “...e kadar” anlamına gelen “by” edatının varlığı Future Perfectli yapı gerektirir. Peki bu cümlede niçin Future Perfect Continuous değil de Future Perfect kullanılmıştır? Future Perfect kullanılmıştır. Çünkü 100 milyona aşma eylemi sürekli olmayıp; bir anda gerçekleşen bir eylemdir. Bu yüzden continuous kullanılmamıştır. Zamanların kullanımında bu şekilde spesifik özelliklerine de dikkat etmek gerekir.
Sınavlarda, The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerle ilgili sorularda bu iki zamanın ikisi de şıklarda verilmez. Çünkü ikisi de aynı yerde kullanılır ve aynı anlama gelir.
By ve Until / Till Arasındaki Kullanım Farkı
By:...e kadar
Until / Till:...e kadar
İkisi de “....e kadar” anlamına gelen bu iki edat arasında çok önemli bir kullanım farkı vardır. Eğer konuşma anı ile gelecekte belirtilen zaman arasında eylem sürekli oluyorsa Until / Till kullanılır. Eğer konuşma anından sonra “...e kadar” ifadesinin geçtiği bir noktada eylem oluyorsa “By” kullanılır ve bu da Future Perfectli yapı gerektirir. Bu açıklamayı zaman çizelgesinde gösterecek olursak;
Present Until / till Future Present by Future
XxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxX X X X
Present Saat 10Present Saat 10
Olayın gerçekleştiği nokta
I will study untill 10 o’clock. (Saat ona kadar çalışacağım)
He will have called us by 10 o’clock. (Saat ona kadar bize telefon edecek.)
Birinci cümlede, zaman çizelgesinde de görüldüğü gibi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar çalışma eylemi sürekli yapılacaktır. Burada süreklilik olduğu için “by” artık kullanılamaz; “until” kullanılır.
İkinci cümlede ise, telefon açma eylemi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar sürekli değil de bir noktada gerçekleşecektir. Bu kullanım da “by”edatını gerektirir ve “by” kullanımı da Future Perfect’i işaret eder.
Not: Edatların kullanım özelliğinden dolayı “By” cümlenin başına da gelebilir. Normalde edatların asıl yerleri cümle sonlarıdır. Ama kullanım yerleri değişebilir.
Bythe end of next month, we will have completed our study.
(Bu ayın sonuna kadar çalışmamızı tamamlamış olacağız.)
Eğer gelecekte yapılacak bir eylemi, öncesi ile ilişki kurarak aktaracaksak tense olarak Future Perfect kullanırız.
Bythe end of year, I will have been working at D.U. for 15 years.
(Yıl sonuna kadar, Dicle Üniversitesinde 15 yıldır çalışmakta olacağım.)
“For” edatının Farklı Perfect ifadelerindeki Kullanımı
Now, I have been studying for three hours. (The Present Perfect Continuous Tense)
(Şu anda üç saatten beri çalışmaktayım.)
When you phoned, I had been studying for three hours. (The Past Perfect Continuous Tense)(Sen telefon ettiğinde, üç saatten beri çalışmaktaydım.)
By the end of this month, I will have been teaching Engilish for three years. (The Future Perfect Continuous Tense) (Bu ayın sonuna kadar üç yıldır İngilizce öğrenmekte olacağım.)
Not: Sorulan bir soru üzerine “for”un kullanımı yukarıdaki cümleler üzerinde anlatıldı.
Zamanların Kullanımındaki Karışıklıklar
1.) Simple Past – Present PerfectKullanımı: Bu iki zamanın kullanımında Türkçe’nin yapısından kaynaklanan bazı karışıklıklar vardır. Bu karışıklıkları gidermek için zamanların İngilizce’deki tanımından başlayalım.
Simple Past: Geçmişte, belli bir zamanda olmuş, bitmiş olayları aktarır. Yani Simple Past’ı kullanabilmek için kesinlikle zamanın belli olması ve olayın olmuş - bitmiş olması gerekmektedir. Eğer bu iki şart eksik ise, kesinlikle Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilmelidir.
I saw him three days ago. (Onu, üç gün önce gördüm.)
They signed a peace agreement in 1990. (Onlar, 1990 yılında bir barış antlaşması imzaladılar.)
Görüldüğü gibi birinci cümlede “görme” eylemi oluş-bitmiş ve belli bir zamanda (üç gün önce) olmuştur. Bu nedenle Simple Past kullanılmıştır. İkinci örnek için de aynı açıklama geçerlidir.
Eğer olay geçmişte belirsiz bir zamanda olmuşsa ve etkisi konuşma anında da devam ediyorsa artık Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilir.
My family has moved many years before. (Ailem, birkaç yıl önce taşınmış.)
Burada “taşınma” eylemi, hem belirsiz bir zamanda olmuş hem de etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu nedenle Simple Past kullanılmamış; alternatifi olan Present Perfect’e gidilmiştir.
Olayın etkisi durumunu bir örnekle açacak olursak;
I lost my key. (Anahtarımı kaybettim.)
I have lost my key. (Anahtarımı kaybetmişim.)
Birinci cümlede geçmişte olmuş-bitmiş olan “kaybetme” eyleminin etkisi konuşma anında yoktur. Bu nedenle kaybedilen anahtarın bulunduğu anlaşılır. İkinci cümleden ise anahtarın henüz bulunamadığı ve kaybetme eyleminin etkisinin konuşma anında da var olduğu anlaşılır.
Simple Past – Present Perfectkullanımında yukarda anlatılan detaylara dikkat edilmelidir. Ayrıca Present Perfect kullanımında önemli bir husus daha vardır. Eğer verilen bir cümlede bizi Present Perfect’e ***üren bir işaret yoksa (yet, just, for, since vb. gibi) olayın etkisi ve zamanı düşünülerek sonuca varılır.
Present Perfect’li bir cümlede eğer bir zaman dilimi kullanılmışsa (this month, this century, this day vb.) bu zaman diliminin etki alanı devam etmelidir. Zaman dilimleri de genellikle “this” ile başlarlar.
Örneğin, saat öğleden önce on birde kahvaltı yapılmadığı söylenmek istense Simple Past kullanılamaz. Çünkü öğle yemeğine kadar yapılacak bir yeme eylemi kahvaltı olacaktır. Bu nedenle Present Perfect kullanılmalıdır. Eğer öğleden sonra o gün için kahvaltı yapılmadığı söylense artık yapılacak bir yeme eylemi kahvaltı olamayacağından Present Perfect kullanılamaz; kullanılacak zaman Simple Past olmalıdır.
Saat 11.00 Today, I have not had breakfast. (Bu gün kahvaltı yapmamışım.)
Saat 14.00 Today, I did not have breakfast. (Bu gün kahvaltı yapmadım.)
2.) Present Continuous – Present Perfect ContinuousKullanımı
Present Continuous kısa bir zaman dilimi ile sınırlıdır. Olayın sadece şu anı ile ilgilenilir, öncesi ile bir ilişkisi kurulmaz. Present Perfect Continuous’ta ise, olayın öncesine gitmek gerekir.
I’m livingin D. Bakır now. (Şimdi D. Bakır’ da yaşıyorum.)
Bu cümlede sadece olayın şu anı ile ilgileniliyor. Ayrıca kısa bir zaman dilimi vardır. Bu nedenle Present Continuous kullanımı gerektirir.
I have been living in D. Bakır for five years. (Beş yıldır D. Bakır’ da yaşamaktayım.)
Bu cümlede ise sadece olayın şu anı değil öncesi de işin içindedir. Böyle bir ifadede artık Present Continuous kullanılamaz, alternatifi olan Present Perfect Continuous kullanılmalıdır.
She is workingin a bank, now. (at present)
She has been working in a bank since last year. (öncesi ile ilişkili)
Zamanların Kullanımına Bazı Örnekler
I haven’t received the documents yet. (Hala belgeleri almadım.)
Present Perfect
Bu cümlede, “have” var ve fiil üçüncü haldedir. Bu nedenle Present Perfect ile kurulmuş bir cümledir. Bu cümleyi “..........almamışım.” diye Türkçe’ye çevirmek İngilizce açısından daha uygundur. Ama Türkçe’ye uygunluk açısından “.......almadım” diye çevrilir. Bu yüzden İngilizce’den Türkçe’ye çeviri yaparken genel yapıyı ve anlamı bozmamak şartıyla kulağa hoş geldiği şekilde çevirmek gerekir. Bu şekilde cümleyi çevirirken, sanki cümle Simple Past ile kurulmuş gibi algılanır. Gerçekte cümle görüldüğü gibi Present Perfectile kurulmuştur. Bu nedenle yapılan bu açıklama çeviri için geçerlidir. Yani İngilizce’de yukarıdaki cümlede Simple Past kullanılamaz.
To receive: almak, kabul etmek.
To conceive:kavramak, algılamak
Reception:kabul edilen yer (Receive’ın isim halidir. Diğer fiiller de bu şekilde isimleştirilebilirler.)
Conceptkavram
Co, Con, Com(ses uyumuna göre): beraber
Per: ...için, karşısında.
To percive: idrak etmek, algılamak.
De:olumsuzluk katan bir ön ektir.
To decieve:kandırmak, aldatmak.
Deceptive:aldatıcı.
Dikkat edilirse, yukarıdaki kelimelerin hepsi “receive” den türetilmiştir. Dolayısıyla bir kelimenin anlamı bilinirse, türevlerinin de anlamlarını bulunabilir. Öğrenilen bu kelimeleri, türevleri ile birlikte yazarak çalışmak daha verimli olacaktır.
The E.U will be contributing to our economy enormously in the years ahead.
Future Perfect Continuous
(A. B, önümüzdeki yıllarda ekonomimize büyük ölçüde katkıda bulunuyor olacak.)
Yukarıdaki örneğin açıklamasına benzer şekilde cümlemizin zamanını çözümlüyoruz. “will” var, Future; “be” var Continuos; yani Futre Continuous’tur diyoruz.
Enormously: büyük ölçüde, çok.
Ahead:dosdoğru, ileri
To contribute: katkıda bulunmak.
To distribute:dağıtmak.
To attribute:...e atıfta bulunmak, ...e bağlamak.
To retribute:
“Tribu” Latince bir kelime olup; Roma döneminde ortaya çıkmıştır. “Aşiret” anlamındadır. Roma döneminde üç önemli aşiret varmış. “Tribun” ise, aşiret liderinin aşiret bireylerinin etkinliklerini izlerken oturduğu yüksek yer demektir. Statta oturulan yer anlamındaki “tribün” kelimesi buradan gelmektedir.
They had been waiting for three hours when we arrived there.
Past Perfect Continuous Simple Past
(Oraya vardığımızda, onlar üç saatten beri beklemekteydiler.)
Fiil kelimelerinin anlamları bilinmezse de zamanların kullanımına hakim olmak bizi sonuca ***ürebilir. Örneğin bu cümleyi zaman uyumu açısından irdeleyebiliriz. Burada Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılamazdı. Çünkü Past Continuous eylemin sonrasına da gider. Halbuki örneğimizde, “biz oraya vardığımızda” bekleme eylemi artık bitmiştir ve eylemin sonrasına gidilmez. Bu yüzden Past Perfect Continuous kullanılmıştır. Bu ifadeyi zaman çizelgesinde gösterecek olursak;
Simple Past Present
xxxxXxxxx X
Past Perfect Continuous
Past Continuous
***** Gramer İçin Kaynaklar:
1.) A. J. Thomson, A.V. Martinet: Kullanışlı İngilizce Dilbilgisi Rehberi.
2.) Betty Schrampfer Azar: Fundamentals Of Englısh Grammar (I, II, III)
The workers will have given up going on strike. (İşçiler, greve gitmekten vaz geçmiş olacaklar.)
Go on strike: greve gitmek
When hearrived at the station, the train had leaft. (O istasyona geldiğinde tren ayrılmıştı.)
S. Past Past Perfect
Not: Temel cümlecik Past Perfect ise, zanan cümleciği Simple Past olmalıdır. Her iki cümlecikte kesinlikle Past Perfect kullanılamaz.
When I arrived home my father was reparing his car.(eve vardığımda babam arabasını tamir ediyordu.) (Bu cümleden, “babamın hala arabayı tamir ettiğini ve benim bu eylemi yaptığını gördüğüm” anlaşılır.)
When I arrivedhome my father had repared his car. (eve vardığımda babam arabasını tamir etmişti.) (Bu cümleden, “babamın arabayı tamir etmiş olduğunu ve benim bu eylemi görmediğim” anlaşılır.)
When I arrived home my father had been reparing his car. (eve vardığımda babam arabasını tamir etmekteydi.) (Bu cümleden, “babamın arabayı, ben eve varmadan kısa bir süre önce tamir etmiş olduğunu ve benim bu eylemi görmediğim” anlaşılır.)
Şu ana kadar birkaç test olduk.
We have had several tests so far.
Şimdiye kadar
So far
By far
Up to now
Until now
Up to the present (time)
Till now
Such far
To date
Hitter to
Hepsi “şimdiye kadar” anlamındadır. Cümlenin akışına göre “şu ana kadar” ifadeleri ile hangi zamanın kullanılacağını kestirebilmek gerekir.
Çocuklar İçin İngilizce Kursları
For and Since
For and Since “.....den beri” anlamına geldiği için konuşma anında geçen olayın öncesi ile ilişkisi kuruluyor. Ayrıca olayın etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu açıklamalar da zaman olarak Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’leri gerektirir.
We have been waiting for you sincemorning. (Sabahtan beri seni beklemekteyiz.)
I have been smoking for ten years. (10 yıldır sigara içmekteyim)
Birinci cümlede, bekleme eyleminin sadece konuşma anı ile ilgilenilmez. Bekleme eyleminin öncesi ile ilişkisi kurulur ve öncesinin konuşma anına etkisi de belirtilir.
İkinci cümlede, sigara içme eyleminin sadece şu anı ile ilgilenilmez. Konuşma anının on yıl öncesi ile ilişkisi kurulur.
For and Since’in kullanımının karıştırılmaması gerekir. Bunun için şöyle bir ayırım koyabiliriz:
****Zaman ismi varsa: Since
****Zaman miktarı varsa: For kullanılır.
I have smoked for 10 years şeklinde Present Perfect ile de cümleyi kurabiliriz. Çünkü bu iki zaman birbirine eşittir. Bu iki cümlenin anlamı bakımından karışıklık çıkması Türkçe’nin bu iki zaman açısından yetersiz oluşundandır.
Yet
We have not decided yet. (Hala karar vermedik.)
Yet, konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor. Bu yüzden “yet” görüldüğü yerde Present Perfect Tense düşünülür. Burada karar vermeme öncesinden başlamış, hala karar verilmemiş ve her an karar verilip eylem sonuçlandırılabilir. (Yet olumsuz cümlelerde kullanılır.)
Just
He has justgone out. (Henüz dışarı çıktı.)
Bu cümleden eylemin çok kısa bir süre önce gerçekleştiğini anlıyoruz. Yani dışarı çıkanın merdivenlerde olabileceği, çok uzakta olmadığını anlıyoruz. Bu anlamı katan “just”tır ve bu yüzden Simple Past değil de Present perfect kullanıyoruz. Eğer çok yeni olmayan olaylar aktarılırsa o zaman “just” kullanılmaz.
Already
They have already given up the project. (Onlar projeden vazgeçmişler bile.)
Geçmişte olay belirsiz bir zamanda olduğu için Present perfect kullanılır.
Recently = Lately
I have not met him recently. (Son zamanlarda onunla karşılaşmadım.)
Burada bizi perfecte ***üren “Recently”dir. Çünkü şu anda konuşulan eylemin öncesi ile ilişkisini “Recently” kuruyor ve olayın etkisinin hala devam ettiğini anlıyoruz.
Ayrıca bir zarf olan “Recently” den “ly” eki atılırsa, bir sıfat olan “recent” elde edilir. Bu sıfatın isimler önünde kullanılması ile elde edilen sözcük de Present Perfect gerektirir. Örnekleyecek olursak;
In recent years, enflation has been falling down. (Son yıllarda enflasyon düşüyor.)
Ever x Never
Have you ever seen such a novel. No, I have never seen such a novel.
(Hayatında böyle bir roman gördün mü? Hayır, Hayatımda böyle bir roman görmedim.)
Ever and never Present Perfect gerektirir. Çünkü konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor.
*****Over*****
Boyunca, ....de, ....da anlamına gelen “Over”ın iki kullanımı vardır.
1.) Çoğul bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu
konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Present Perfect gerektirir.
Over the past few years, Scientist have developed a new cure.
(Son birkaç yılda bilim adamları yeni bir tedavi geliştirdiler.)
Burada “over” çoğul bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Present Perfect kullanılmıştır. Mantığı da şudur: Geliştirilen tedavi bir noktada olup bitmiş değildir ve etkisi sürmektedir.
2.) Tekil bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu
konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Simple Past gerektirir.
Over the past month, the prices increased by 10 %. (Geçen ayda fiyatlar %10 arttı.)
Burada “over” tekil bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Simple Past gerektirir. Çünkü olay olup bitmiştir.
Başka örnekler verecek olursak;
Over the last meeting, the chairman explainedeverything(Geçen toplantıda başkan her şeyi açıkladı)
Overthe last meetings, the chairman has explained everything.
“Over”ın Diğer Kullanımı
Daha önce de değinildiği gibi “over” ın ...de, ...da anlamına gelen kullanımı da vardır. Peki bunun, aynı anlama gelen “in”, “at” gibi sözcüklerden farkı nedir? “Over”da gizli bir “boyunca” anlamı vardır. Bu yüzden kullanılacak cümlede bir süreğenlik varsa “over”; bir noktada olup bitmişse diğerleri kullanılır.
Örneğin;
Derste söz aldı: “at” kullanılır. (Bir noktada olup bittiği için.)
Derste uyudu: “over” kullanılır. (Bir devamlılık gösterdiği için.)
Simple Present vs Present Continuous
Simple Present, Türkçe’deki Geniş Zamana karşılık gelir. Geçmişte, şu an ve gelecekte olabilecek eylemler, alışkanlık haline gelmiş olan eylemler İngilizce’de bu tense ile ifade edilir.
Present Continuous ise, içinde bulunan anda yapılan, kontrolümüz altındaki eylemleri ifade etmede kullanılır. Her eylemin kontrolü elimizde olmayabilir. Duyu eylemleri gibi.
Believe in:İnanmak
Dare: cesaret etmek
Detest = Loathe: iğrenmek
See: görmek
See off:uğurlamak
I am believing in God diyemeyiz. Ancak, I believe in God diyebiliriz. Çünkü Allah’a inanmak, kontrolümüz altında olan ve istesek hemen inanmayacağımız bir durum değildir.
I am loving my country diyemeyiz. Ancak, I love my countrydiyebiliriz.
Bütün “Linking Verbs”lerin Continuous formları yoktur. Ancak bu fiiller eğer duyu eylemi anlamında bir anlama sahip değiller ise continuous formda kullanılabilirler. Örneğin; “See”, görmek anlamında continuous formda kullanılamaz. Yani, I am seeing diyemeyiz. Ama “See off” uğurlamak demektir ve continuous formda kullanılabilir. Çünkü “uğurlamak” eylemi, kontrolü elimizde olan bir eylemdir. I am seeing off my friend gibi.
Her continuous formu olmayan fiiller için alternatif simple zamanı kullanılır.
Present Continuousiçin Simple Continuous
Past Continuous için Simple Past
Perfect Continuousiçin Present Perfect alternatif olarak kullanılır.
For and Since “.....den beri” anlamına geldiği için konuşma anında geçen olayın öncesi ile ilişkisi kuruluyor. Ayrıca olayın etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu açıklamalar da zaman olarak Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’leri gerektirir.
We have been waiting for you sincemorning. (Sabahtan beri seni beklemekteyiz.)
I have been smoking for ten years. (10 yıldır sigara içmekteyim)
Birinci cümlede, bekleme eyleminin sadece konuşma anı ile ilgilenilmez. Bekleme eyleminin öncesi ile ilişkisi kurulur ve öncesinin konuşma anına etkisi de belirtilir.
İkinci cümlede, sigara içme eyleminin sadece şu anı ile ilgilenilmez. Konuşma anının on yıl öncesi ile ilişkisi kurulur.
For and Since’in kullanımının karıştırılmaması gerekir. Bunun için şöyle bir ayırım koyabiliriz:
****Zaman ismi varsa: Since
****Zaman miktarı varsa: For kullanılır.
I have smoked for 10 years şeklinde Present Perfect ile de cümleyi kurabiliriz. Çünkü bu iki zaman birbirine eşittir. Bu iki cümlenin anlamı bakımından karışıklık çıkması Türkçe’nin bu iki zaman açısından yetersiz oluşundandır.
Yet
We have not decided yet. (Hala karar vermedik.)
Yet, konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor. Bu yüzden “yet” görüldüğü yerde Present Perfect Tense düşünülür. Burada karar vermeme öncesinden başlamış, hala karar verilmemiş ve her an karar verilip eylem sonuçlandırılabilir. (Yet olumsuz cümlelerde kullanılır.)
Just
He has justgone out. (Henüz dışarı çıktı.)
Bu cümleden eylemin çok kısa bir süre önce gerçekleştiğini anlıyoruz. Yani dışarı çıkanın merdivenlerde olabileceği, çok uzakta olmadığını anlıyoruz. Bu anlamı katan “just”tır ve bu yüzden Simple Past değil de Present perfect kullanıyoruz. Eğer çok yeni olmayan olaylar aktarılırsa o zaman “just” kullanılmaz.
Already
They have already given up the project. (Onlar projeden vazgeçmişler bile.)
Geçmişte olay belirsiz bir zamanda olduğu için Present perfect kullanılır.
Recently = Lately
I have not met him recently. (Son zamanlarda onunla karşılaşmadım.)
Burada bizi perfecte ***üren “Recently”dir. Çünkü şu anda konuşulan eylemin öncesi ile ilişkisini “Recently” kuruyor ve olayın etkisinin hala devam ettiğini anlıyoruz.
Ayrıca bir zarf olan “Recently” den “ly” eki atılırsa, bir sıfat olan “recent” elde edilir. Bu sıfatın isimler önünde kullanılması ile elde edilen sözcük de Present Perfect gerektirir. Örnekleyecek olursak;
In recent years, enflation has been falling down. (Son yıllarda enflasyon düşüyor.)
Ever x Never
Have you ever seen such a novel. No, I have never seen such a novel.
(Hayatında böyle bir roman gördün mü? Hayır, Hayatımda böyle bir roman görmedim.)
Ever and never Present Perfect gerektirir. Çünkü konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor.
*****Over*****
Boyunca, ....de, ....da anlamına gelen “Over”ın iki kullanımı vardır.
1.) Çoğul bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu
konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Present Perfect gerektirir.
Over the past few years, Scientist have developed a new cure.
(Son birkaç yılda bilim adamları yeni bir tedavi geliştirdiler.)
Burada “over” çoğul bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Present Perfect kullanılmıştır. Mantığı da şudur: Geliştirilen tedavi bir noktada olup bitmiş değildir ve etkisi sürmektedir.
2.) Tekil bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu
konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Simple Past gerektirir.
Over the past month, the prices increased by 10 %. (Geçen ayda fiyatlar %10 arttı.)
Burada “over” tekil bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Simple Past gerektirir. Çünkü olay olup bitmiştir.
Başka örnekler verecek olursak;
Over the last meeting, the chairman explainedeverything(Geçen toplantıda başkan her şeyi açıkladı)
Overthe last meetings, the chairman has explained everything.
“Over”ın Diğer Kullanımı
Daha önce de değinildiği gibi “over” ın ...de, ...da anlamına gelen kullanımı da vardır. Peki bunun, aynı anlama gelen “in”, “at” gibi sözcüklerden farkı nedir? “Over”da gizli bir “boyunca” anlamı vardır. Bu yüzden kullanılacak cümlede bir süreğenlik varsa “over”; bir noktada olup bitmişse diğerleri kullanılır.
Örneğin;
Derste söz aldı: “at” kullanılır. (Bir noktada olup bittiği için.)
Derste uyudu: “over” kullanılır. (Bir devamlılık gösterdiği için.)
Simple Present vs Present Continuous
Simple Present, Türkçe’deki Geniş Zamana karşılık gelir. Geçmişte, şu an ve gelecekte olabilecek eylemler, alışkanlık haline gelmiş olan eylemler İngilizce’de bu tense ile ifade edilir.
Present Continuous ise, içinde bulunan anda yapılan, kontrolümüz altındaki eylemleri ifade etmede kullanılır. Her eylemin kontrolü elimizde olmayabilir. Duyu eylemleri gibi.
Believe in:İnanmak
Dare: cesaret etmek
Detest = Loathe: iğrenmek
See: görmek
See off:uğurlamak
I am believing in God diyemeyiz. Ancak, I believe in God diyebiliriz. Çünkü Allah’a inanmak, kontrolümüz altında olan ve istesek hemen inanmayacağımız bir durum değildir.
I am loving my country diyemeyiz. Ancak, I love my countrydiyebiliriz.
Bütün “Linking Verbs”lerin Continuous formları yoktur. Ancak bu fiiller eğer duyu eylemi anlamında bir anlama sahip değiller ise continuous formda kullanılabilirler. Örneğin; “See”, görmek anlamında continuous formda kullanılamaz. Yani, I am seeing diyemeyiz. Ama “See off” uğurlamak demektir ve continuous formda kullanılabilir. Çünkü “uğurlamak” eylemi, kontrolü elimizde olan bir eylemdir. I am seeing off my friend gibi.
Her continuous formu olmayan fiiller için alternatif simple zamanı kullanılır.
Present Continuousiçin Simple Continuous
Past Continuous için Simple Past
Perfect Continuousiçin Present Perfect alternatif olarak kullanılır.
4 Temmuz 2010 Pazar
Countables and Uncountables
Countables and Uncountables
Sayılabilen ve sayılamayan isimler
Countable nouns in the singular take the article a or an and can be plural.
Sayılabilen isimlerin tekilleri 'a','an' tanımlayıcılarından birisini alır ve çoğul olabilir.
For example:
Örneğin:
I bought an apple.
Bir elma satın aldım.
I bought some apples.
Birkaç elma satın aldım.
| Countable nouns Sayılabilen isimler | |||||
|---|---|---|---|---|---|
| Noun İsim | Dog Köpek | Apple Elma | Car Araba | Umbrella Şemsiye | Bardak |
| Countable Sayılabilir | A dog. Bir köpek. You can count dogs. Köpekleri saya-bilirsiniz. | An apple. Bir elma. You can count apples. Elmaları saya-bilirsiniz. | A car. Bir araba. You can count cars. Arabaları saya-bilirsiniz. | An umbrella. Bir şemsiye. You can count umbrellas. Şemsiyeleri saya-bilirsiniz. | A glass. Bir bardak. You can count glasses. Bardakları saya-bilirsiniz. |
| Question Soru | How many dogs are there? Kaç köpek var? | How many apples are there? Kaç elma var? | How many cars are there?. Kaç araba var? | How many umbrellas are there? Kaç şemsiye var? | How many glasses are there? Kaç bardak var? |
| Answer Cevap | There's one dog. Bir köpek var. | There are two apples. İki elma var. | There are three cars. Üç araba var. | There are four umbrellas. Dört şemsiye var. | There are five glasses. Beş bardak var. |
Sayılamayan isimler tanımlayıcı almazlar ve çoğul şekilleri yoktur.
Examples
Örnekler
I bought sugar.
Şeker satın aldım.
I bought some sugar.
Biraz şeker satın aldım.
| Uncountable nouns Sayılamayan İsimler | ||||
|---|---|---|---|---|
| Noun İsim | Sugar Şeker | Jewellery Mücevher | Cheese Peynir | |
| Uncountable Sayılamaz | You can't count sugar. Şekeri sayamazsınız. | You can't count jewellery. Mücevheratı sayamazsınız. | You can't count cheese. Peyniri sayamazsınız. | |
| Question Soru | How much sugar is in the bowl? Kasede ne kadar şeker var? | How much jewellery is there? Ne kadar mücevherat var? | How much cheese is there? Ne kadar peynir var? | |
| Answer Cevap | There is some sugar in the bowl. Kasenin içinde bir miktar şeker var. | There is some jewellery. Bir miktar mücevherat var. | There is some cheese. Bir miktar peynir var. | |
| Uncountable nouns Sayılamayan İsimler | ||||
|---|---|---|---|---|
| Noun İsim | Wine Şarap | Furniture Mobilya | Money Para | |
| Uncountable Sayılamaz | You can't count wine. Şarabı sayamazsınız. | You can't count furniture. Mobilyayı sayamazsınız. | You can't count money. Parayı sayamazsınız. | |
| Question Soru | How much sugar is there in the bottle? Şişede ne kadar şarap var? | How much furniture is there? Ne kadar mobilya var? | How much money is in the bag? Çantada ne kadar para var? | |
| Answer Cevap | There is some wine in the bottle. Şişede bir miktar şarap var. | There is some furniture. Bir miktar mobilya var. | There is some money in the bag. Çantada bir miktar para var. | |
Sayılamayan isimleri sayılabilir yapma
By using expressions like "a bowl of", "a piece of" before uncountable names, uncountable names can be made countable.
Sayılamayan isimlerden önce "a bowl of" (bir kase) , "a piece of" (bir parça) gibi ifadeler getirilerek sayılamayan isimler sayılabilir yapılır.
| Making uncountable nouns countable Sayılamayan isimleri sayılabilir yapma | ||||
|---|---|---|---|---|
| Uncountable Noun Sayılamayan İsim | Sugar Şeker | Jewellery Mücevherat | Cheese Peynir | |
| Uncountable Question Sayılamayan soru cümlesi | How much sugar is there? Ne kadar şeker var? | How much jewellery is there? Ne kadar mücevherat var? | How much cheese is there? Ne kadar peynir var? | |
| Answer Cevap | There's a lot of sugar. Çok şeker var. | There's some jewellery. Bir miktar mücevherat var. | There's a lot of cheese. Çok peynir var. | |
| Add a word Bir kelime ekleyin | Bowl kase | Piece parça | Round daire | |
| Make it Countable Sayılabilir yapma | A bowl of sugar. Bir kase şeker. | A piece of jewellery. Bir parça mücevherat. | A round of cheese. Bir daire peynir. | |
| Countable Question Sayılabilir soru cümlesi | How many bowls of sugar are there? Kaç kase şeker var? | How many pieces of jewellery are there? Kaç parça mücevherat var? | How many rounds of cheese are there? Kaç daire peynir var? | |
| Answer Cevap | There's one bowl of sugar. Bir kase şeker var. | There are two pieces of jewellery. İki parça mücevherat var. | There are three rounds of cheese. Üç daire peynir var. | |
| Making uncountable nouns countable Sayılamayan isimleri sayılabilir yapma | ||||
|---|---|---|---|---|
| Uncountable Noun Sayılamayan İsim | Wine Şarap | Furniture Mobilya | Money Para | |
| Uncountable Question Sayılamayan soru cümlesi | How much wine is there? Ne kadar şarap var? | How much furniture is there? Ne kadar mobilya var? | How much money is there? Ne kadar para var? | |
| Answer Cevap | There's some wine. Bir miktar şarap var. | There's some furniture. Bir miktar mobilya var. | There's a lot of money. Bir miktar para var. | |
| Add a word Bir kelime ekleyin | Bottle şişe | Piece parça | Bag çanta | |
| Make it Countable Sayılabilir yapma | A bottle of wine. Bir şişe şarap. | A piece of furniture. Bir parça mobilya. | A bag of money. Bir çanta para. | |
| Countable Question Sayılabilir soru cümlesi | How many bottles of wine are there? Kaç parça şişe var? | How many pieces of furniture are there? Kaç parça mobilya var? | How many bags of money are there? Kaç çanta para var? | |
| Answer Cevap | There's one bottle of wine. Bir şişe şarap var. | There are two pieces of furniture. İki parça mobilya var. | There are four bags of money. Dört çanta para var. | |
| Bag çanta | A bag of money. Bir çanta para. |
| Barrel Fıçı | A barrel of beer. Bir fıçı bira. |
| Bottle Şişe | A bottle of wine. Bir şişe şarap. |
| Bowl Kase | A bowl of sugar. Bir kase şeker. |
| Box Kutu | A box of cereal. Bir kutu tahıl. |
| Bucket Kova | A bucket of water. /Bir kova su. |
| Can Kutu | A can of Coke. Bir kutu kola. |
| Carton Kutu | A carton of milk. Bir kutu süt. |
| Cup Fincan | A cup of coffee. Bir fincan kahve. |
| Glass Bardak | A glass of water. Bir bardak su. |
| Jar Kavanoz | A jar of honey. Bir kavanoz bal. |
| Packet Paket | A packet of butter. Bir paket tereyağı. |
| saucepan Kulplu tencere | A saucepan of rice. Bir tencere pilav. |
| Spoon Kaşık | A spoonful of sugar. Bir kaşık şeker. |
| Tank Depo | A tank of petrol. Bir depo benzin. |
| Tin Teneke | A tin of custard. Bir teneke muhallebi. |
| Tub Tekne | A tub of margarine. Bir tekne margarin. |
| Tube Tüp | A tube of toothpaste. Bir tüp diş macunu. |
| You can measure uncountable nouns to make them countable: İsimlerden önce ölçü birimi de kullanarak sayılamayan isimler sayılabilir yapılabilir. | |
|---|---|
| Litre litre | 3 litres of water. 3 litre su. |
| Pint Pint(galonun sekizde biri) | A pint of beer. Bir pint bira. |
| pound / ounce / kilo etc... libre / ons / kilo vs. | |
| You can also measure uncountable nouns in different ways Sayılamayan isimleri değişik yollarla da ölçebilirsiniz | |
|---|---|
| Ball Top | A ball of wool. Bir top yün. |
| Bar Kalıp | A bar of soap. Bir kalıp sabun. |
| Piece parça | A piece of cake. Bir parça pasta. |
| Pinch tutam | A pinch of salt. Bir tutam tuz. |
Present Perfect Tense
Present Perfect Tense
| Present Perfect Forms Biçimleri | ||
|---|---|---|
| I | Have | V3 (worked, studied) |
| He / She / It | Has | |
| We / You / They | Have | |
Hangi durumlarda kullanırız?
Present perfect tense is used in following situations:
Aşağıdaki durumlarda kullanılır:
- Experience
Deneyim - Change Over Time
Zaman içinde değişim - Accomplishments
Başarıyla tamamlanan şeyler - An Uncompleted Action You Are Expecting
Bitmesi beklenilen, henüz bitmemiş bir eylem - Multiple Actions at Different Times Now
Değişik zamanlarda birçok eylem - Duration From Past Until Now
Geçmişten şu ana kadar olan bir süreç
Kullanım 1 - Şu andan, şimdiden önce, belirli olmayan bir zaman
We use the Present Perfect to say that an action happened at an unspecified time before now. The exact time is not important. You CANNOT use the Present Perfect with time expressions such as "yesterday," "one year ago," "last week," "when I was a child," "when I lived in Japan," "at that moment," "that day" or "one day." We CAN use the Present Perfect with expressions like "ever," "never," "once," "many times," "several times," "before," "so far," "already" and "yet."
"Present Perfect" bir eylemin şu andan önce, belirli olmayan bir zamanda gerçekleştiğini anlatır. Tam zaman önemli değildir. "Present Perfect" "dün", "bir yıl önce", "geçen hafta", "ben çocukken", "ben Japonya'da yaşarken", "o anda", "o gün" ya da "bir gün" gibi ifadelerle birlikte KULLANILMAZ. "Present Perfect", "herhangi bir zamanda", "asla", "bir kere", "pekçok kere", "defalarca", "önce", "şu ana kadar", "henüz" ve "şimdiye kadar" gibi ifadelerle birlikte kullanılabilir.
Examples:
Örnekler:
Örneklerde kesin zamanın verilmediğine dikkat ediniz.
I have seen that movie twenty times.
O filmi 20 kere seyrettim.
I think I have met him once before.
Sanırım onunla daha önce bir kere karşılaştım.
There have been many earthquakes in California.
Kaliforniya'da pekçok deprem oldu.
Has there ever been a war in the United States?
ABD'de herhangi bir zamanda bir savaş oldu mu?
Yes, there has been a war in the United States.
Evet, ABD'de bir savaş oldu.
People have traveled to the moon.
İnsanlar aya yolculuk yaptılar.
The concept of "unspecified time" can be very confusing to English learners. It is best to associate Present Perfect with the following topics:
"Belirli olmayan zaman" kavramı İngilizce öğrenenlere çok karmaşık gelebilir. Kavramı anlatmanın en güzel yolu, "Present Perfect" ile aşağıdaki başlıkları ilişkilendirmektir.
Topic 1 - Experience
Başlık 1 - Deneyim
You can use the Present Perfect to describe your experience. It is like saying, "I have the experience of..." You can also use this tense to say that you have never had a certain experience. The Present Perfect is NOT used to describe a specific event.
Deneyimlerinizi aktarırken "Present Perfect" kullabilirsiniz. Bu "... deneyimine sahibim" demek gibi olacaktır. Bu şekilde, belli bir deneyimi hiç yaşamadığınızı da anlatabilirsiniz. "Present Perfect", belirli bir olayı anlatmak için kullanılmaz.
Examples:
Örnekler:
I have been to France.
(This sentence means that you have the experience of being to France. Maybe you have been once, or several times.)
(Bu cümle Fransa'da bulunma deneyimini yaşadığınızı ifade eder. Fransa'da belki bir kere, belki birden fazla kere bulundunuz).
Fransa'da bulundum.
I have been to France three times.
(You can add the number of times at the end of the sentence.)
Fransa'da 3 defa bulundum (cümlenin sonuna kaç kere olduğunu ekleyebilirsiniz).
I have never been to France.
(This sentence means that you have not had the experience of going to France.)
Fransa'da hiç bulunmadım.
(Bu cümle Fransa'da bulunma deneyimini hiç yaşamadığınızı ifade eder."
I think I have seen that movie before.
Sanırım o filmi daha önce gördüm.
He has never traveled by train.
Trenle hiç yolculuk yapmadı.
Joan has studied two foreign languages.
Joan iki yabancı dil eğitimi görmüş.
Have you ever met him?
Onunla hiç karşılaştın mı?
No, I have not met him.
Hayır onunla hiç karşılaşmadım
Topic 2 - Change Over Time
Başlık 2 - Zaman içinde değişim
We often use the Present Perfect to talk about change that has happened over a period of time.
"Present Perfect" bir süreç boyunca ortaya çıkan değişiklikleri ifade etmek için kullanılır.
Examples:
Örnekler:
You have grown since the last time I saw you.
Seni son gördüğümden beri büyümüşsün.
The government has become more interested in arts education.
Hükümet sanat eğitimine daha çok ilgi duymaya başladı (mış).
Japanese has become one of the most popular courses at the university since the Asian studies program was established.
Asya çalışmaları programı oluşturulduğundan beri, Japonca üniversitedeki en gözde ders oldu (haline geldi).
My English has really improved since I moved to Australia.
Avustralya'ya taşındığımdan beri İngilizcem gerçekten iyileşti.
Topic 3 - Accomplishments
Başlık 3 - Başarıyla tamamlanan şeyler
We often use the Present Perfect to list the accomplishments of individuals and humanity. You cannot mention a specific time.
"Present Perfect" bireylerin ve insanların başardıkları şeyleri anlatmak için kullanılabilir, ancak belirli bir zaman verilemez.
Examples:
Örnekler:
Man has walked on the moon.
İnsanoğlu ayda yürüdü.
Our son has learned how to read.
Oğlumuz okumayı öğrendi.
Doctors have cured many deadly diseases.
Doktorlar pek çok ölümcül hastalığı iyileştirdiler.
Scientists have split the atom.
Bilim adamları atomu parçaladılar.
Topic 4 - An Uncompleted Action You Are Expecting
Başlık 4 - Bitmesi beklenilen, henüz bitmemiş bir eylem
We often use the Present Perfect to say that an action which we expected has not happened. Using the Present Perfect suggests that we are still waiting for the action.
"Present Perfect" bizim olmasını beklediğimiz bir eylemin henüz gerçekleşmediğini ifade etmek için kullanılır. "Present Perfect" kullanmamız, bizim hala o eylemi beklediğimizi gösterir.
Örnekler:
Examples:
James has not finished his homework yet.
James henüz ödevini bitirmedi (bu cümlenin tam anlamı şöyledir: James şu sıralar ödeviyle uğraşıyor, yakın bir zamanda bitirecek, ama henüz bitmedi.)
Susan hasn't mastered Japanese, but she can communicate.
Japonca'ya tam olarak hakim değil ama iletişim kurabiliyor.
Bill has still not arrived.
Bill hala gelmedi.
The rain hasn't stopped.
Yağmur durmadı.
Topic 5 - Multiple Actions at Different Times
Başlık 5 - Değişik Zamanlarda Pek Çok Eylem
We also use the Present Perfect to talk about several different actions which occured in the past at different times. Present Perfect suggests the process is not complete and more actions are possible.
"Present Perfect" aynı zamanda, geçmişte değişik zamanlarda gerçekleşmiş farklı olayları anlatmak için de kullanılır. Bu şekilde kullanıldığında, bu eylemlerin gerçekleştiği sürecin bitmediğini ve yeni eylemlerin de olabileceğini ifade eder.
Örnekler:
Examples:
The army has attacked that city five times.
Ordu o şehre beş kere saldırdı (ve bu saldırılar sürebilir, ya da bu saldırılarla ilgili başka yeni gelişmeler olabilir, süreç henüz tamamlanmamış).
I have had four quizes and five tests so far this semester.
Bu dönem şu ana kadar 4 küçük sınav ve 5 test oldum (şu ana kadar bunları oldum, bundan sonra da sınavlar devam edecek, süreç devam ediyor).
We have had many major problems while working on this project.
Bu proje üstünde çalışırken pek çok büyük sorun yaşadık (proje hala devam ediyor, süreç tamamlanmadı).
She has talked to several specialists about her problem, but nobody knows why she is sick.
Sorunuyla ilgili birkaç uzmanla görüştü fakat hiç kimse neden hasta olduğunu bilmiyor.
Important
Önemli
When we use the Present Perfect it means that something happened at some point in our lives before now. Remember, the exact time the action happened is not important.
"Present Perfect" kullandığımızda, yaşantımızda şu andan önce bir şeyin gerçekleştiğini anlatırız. Unutmayın, eylemin gerçekleştiği tam zaman önemli değildir.
Sometimes we want to limit the time we are looking in for an experience. Expressions such as "in the last week," "in the last year," "this week," "this month," "so far" and "up to now" can be used to narrow the time we are looking in for an experience.
Bir deneyimle ilgili bilgi aktarırken, bazen zamanı kısıtlamak isteriz. "Geçen hafta içerisinde", "geçen yıl içerisinde", "bu hafta", "bu ay" ve "şu ana kadar" bir deneyimle ilgili bilgi aktarırken zamanı kısıtlamamıza yardımcı olur.
Examples:
Örnekler:
Have you been to Mexico in the last year?
Son bir yıl içerisinde Meksika'da bulundun mu?
I have seen that movie six times in the last month.
Geçtiğimiz ay içerisinde o filmi altı kez seyrettim.
They have had three tests in the last week.
Geçtiğimiz hafta içerisinde üç test oldular.
She graduated from university three years ago. She has worked for three different companies so far.
Üniversiteden üç sene önce mezun oldu. Şu ana kadar üç farklı şirkette çalıştı.
This week my car has broken down three times.
Bu hafta arabam üç kere bozuldu.
Notice
Dikkat
"Last year" and "in the last year" are very different in meaning. "Last year" means the year before now. "In the last year" means from 365 days ago until now.
"Last year" (geçen yıl) ve "in the last year" (son bir yıl içerisinde) çok farklı anlamlara gelir. "Geçen yıl", içinde bulunduğumuz yıldan bir önceki yılı belirtir (Haziran 2004'te yapılan bir konuşmada, 2003 yılını belirtir), "son bir yıl içerisinde" ise içinde bulunduğumuz günden önceki 365 günü ifade eder (Haziran 2004'te yapılan bir konuşmada, bir önceki yılın Haziran'ından o güne kadar olan 365 gün = 1 yıllık süreyi ifade eder.)
Examples:
Örnekler:
I went to Mexico last year.
Meksika'ya geçen sene gittim (2004 yılında).
I have been to Mexico in the last year.
Son bir yıl içerisinde Meksika'da bulundum (bugünden 365 gün öncesi ile bugün arası bir tarihte Meksika'daydım).
Use 2 - Duration From Past Until Now
Kullanım 2 - Geçmişten şu ana kadar olan bir süreç
We use the Present Perfect to show that something started in the past and has continued up until now. "For five minutes," "for two weeks" and "since Tuesday" are all durations which can be used with the Present Perfect.
"Present Perfect" bir eylemin geçmişte başladığını ve şu ana kadar sürdüğünü anlatmak için kullanırız. "Beş dakikalığına", "iki haftalığına" ve "Salı'dan beri" "Present Perfect" ile kullanılabilecek kalıplara örnektir.
Examples:
Örnekler:
I have had a cold for two weeks.
İki haftadır soğuk algınlığım var (iki hafta önce başladı, hala da devam ediyor.)
She has been in England for six months.
Altı aydır İngiltere'de (hala da orda).
Mary has loved chocolate since she was a little girl.
Mary küçüklüğünden (küçük bir kız olduğu günlerden) beri çikolatayı sever.
Forming interrogative sentences in present perfect
"Present perfect" için soru cümlesi oluşturma
To form an interrogative sentence in present perfect tense, have / has auxiliary verb is put before subject.
Present perfect tense te soru cümlesi yapmak için, öznenin önüne have/has yardımcı fiili getirilir.
I have never met him.
Onunla hiç karşılaşmadım.
Have you ever met him?
Onunla hiç karşılaştın mı?
I've done my homework.
Ödevimi yaptım.
Have you done your homework?
Ödevini yaptın mı?
Past Perfect Tense
Past Perfect Tense
| Past perfect forms: -miş'li geçmiş zaman biçimleri: | ||
|---|---|---|
| I | Had | V3 (worked, studied) |
| He / She / It | ||
| We / You / They | ||
-miş'li geçmiş zaman biçimlerini hangi durumlarda kullanırız?
Past perfect tense is used in following situations:
-miş'li geçmiş zaman aşağıdaki durumlarda kullanılır.
- Completed Action Before Something in Past
Geçmişte bir başka şeyden önce tamamlanmış eylemler için - Duration Before Something in the Past
Geçmişteki bir şeyden önceki bir zaman süreci için
Kullanım 1 - Geçmişte bir başka şeyden önce tamamlanmış eylemler için
The Past Perfect expresses the idea that something occurred before another action in the past. It can also show that something happened before a specific time in the past. In other words, past perfect tense indicates the first of the two actions.
-miş'li geçmiş zaman geçmişte bir eylemin bir diğerinden daha önce gerçekleştiğini ifade eder. Aynı zamanda, geçmişte bir olayın belirli bir zamandan önce gerçekleştiğini de ifade edebilir. Başka bir deyişle, -miş'li geçmiş zaman, iki eylemden, önce gerçekleşeni ifade eder.
Examples:
Örnekler:
I had never seen such a beautiful beach before I went to Kauai.
Kauai'ye gitmeden önce böyle güzel bir plaj görmemiştim.
Had you ever visited the U.S. before your trip in 1992?
1992'deki gezinizden önce ABD'yi hiç ziyaret etmiş miydiniz?
Yes, I had been to the U.S. once before in 1988.
Evet, ABD'de bir kere, 1988'de, bulunmuştum.
When I woke up this morning, my roommate had left already.
Bu sabah kalktığımda oda arkadaşım odadan ayrılmıştı.
Before I arrived at the theater, the movie had already begun.
Ben salona girmeden film başlamıştı.
Use 2 - Duration Before Something in the Past
Kullanım 2 - Geçmişteki bir şeyden önceki bir zaman süreci için
We use the Past Perfect to show that something started in the past and continued up until another action in the past.
-miş'li geçmiş zamanı, bir eylemin geçmişte başladığını ve geçmişte bir başka eyleme kadar sürdüğünü anlatmak için kullanırız.
Examples:
Örnekler:
They had driveR that car for ten years before it broke down.
Bozulmadan önce o arabayı 10 yıl kullanmışlar.
By the time Alex finished his studies, he had been in London for over eight years.
Alex çalışmalarını bitirdiğinde, İngiltere'ye geleli 8 seneden fazla olmuş.
Important: Specific Times with the Past Perfect
Önemli: -miş'li geçmiş zamanla ilgili belirli zamanlar
It is possible to use specific time words or phrases with the Past Perfect. Although this is possible, it is usually not necessary.
-miş'li geçmiş zamanla birlikte belirli zaman kelime ve öbekleri kullanmak mümkündür. Ancak mümkün olmakla birlikte, genellikle gerekli değildir.
Example:
Örnek:
She had visited her Japanese relatives once in 1993 before she moved in with them in 1996.
Japonya'daki akrabalarının yanına 1996'da taşınmadan önce, 1993'te onları bir kez ziyaret etmişti.
If the Past Perfect action did occur at a specific time, the Simple Past can be used instead of the Past Perfect when before or after is used in the sentence. The words before and after actually tell you what happens first so the Past Perfect is optional. Both sentences below are correct.
-miş'li geçmiş zamanla kullanılan eylem eğer belirli bir zamanda gerçekleşmişse, "before (önce)" ve "after (sonra)" kullanılmak yoluyla -miş'li geçmiş zaman yerine basit geçmiş zaman kullanılabilir. "Önce" ve "sonra", hangi eylemin önce hangisinin sonra olduğunu ortaya koyduğu için -miş'li geçmiş zaman kullanıp kullanmamak anlam açısından bir şey değiştirmez. Aşağıdaki her iki cümlede doğrudur.
Example:
Örnek:
She had visited her Japanese relatives once in 1993 before she moved in with them in 1996.
She visited her Japanese relatives once in 1993 before she moved in with them in 1996.
Japonya'daki akrabalarının yanına 1996'da taşınmadan önce, 1993'te onları bir kez ziyaret etmişti.
However
Bununla birlikte
If the Past Perfect action did not happen at a specific time, Past Perfect MUST be used at all times. Compare the two sentences below.
Eğer sözkonusu eylem geçmişte belirli bir zamanda gerçekleşmediyse -miş'li geçmiş zaman MUTLAKA kullanılmalıdır. Aşağıdaki iki cümleyi karşılaştırınız.
Example:
Örnek:
She had never seen a bear before she moved to Alaska. Correct
Alaska'ya taşınmadan önce hiç ayı görmemişti.
She never saw a bear before she moved to Alaska. Not Correct
Forming interrogative sentences in past perfect
-miş'li için soru cümlesi oluşturma
To form an interrogative sentence in past perfect tense, had auxiliary verb is put before subject.
-miş'li geçmiş zamanda soru cümlesi yapmak için, öznenin önüne had yardımcı fiili getirilir.
I had seen him.
Onu görmüştüm.
Had you seen him?
Onu görmüş müydün?
I had eaten my breakfast.
Kahvaltı etmiştim.
Had you eaten your breakfast?
Kahvaltını etmiş miydin?
Am/Is/Are
Am/Is/Are
To be" İngilizcede en çok kullanılan fiildir."To be" fiili İngilizcede hem asıl fiil hem de yardımcı fiil olarak kullanılır.
Present form uses
Present tense için kullanımı
Am/Is/Are
| Question? Soru | Positive Statement + Olumlu ifade + | Negative Statement - Olumsuz ifade - | ||
|---|---|---|---|---|
| Singular Tekil | Written form or spoken for emphasis Yazı dilindeki hali ya da vurgu için konuşma dilindeki hali | Contracted Form (spoken) Kısaltılmış hali (konuşma dili) | Written Form or spoken for emphasis Yazı dilindeki hali ya da vurgu için konuşma dilindeki hali | Contracted Form (spoken) Kısaltılmış hali (konuşma dili) |
| Am I? | I am | I'm | I'm | I am not |
| Is he? Is she? Is it? | He is She is It is | He's She's It's | He is not She is not It is not | He isn't She isn't It'isn't or He's not She's not It's not |
| Plural Çoğul | ||||
| Are we? | We are | We're | We are not | We aren't or We're not |
| Are you? | You are | You're | You are not | You aren't or You're are not |
| Are they? | They are | They're | They are not | They aren't or They're not |
Örnekler
The verbs am / is / are are used with
Am / is / are fiilleri şunlarla kullanılır
| Am/Are | Is | |
|---|---|---|
| a noun group bir isim grubu | Are you an English teacher? İngilizce öğretmeni misiniz? | Mr Brown is an English teacher. Mr Brown bir İngilizce öğretmenidir. |
| an adjective bir sıfat | I'm tired. Yorgunum | She's English. O ingilizdir. |
| an expression of place or time yer ya da zaman belirten bir ifade ile | They're at home. Onlar evdeler. | It's nine o'clock. Saat dokuz. |
| an expression of age bir yaş ifadesi ile | I'm 44. Ben 44 yaşındayım. | He's two years old. O iki yaşında. |
| the form of the present continuous tense present continuous biçimi olarak | We're learning English. Biz İngilizce öğreniyoruz. | She's teaching English. O İngilizce öğretiyor. |
| Am/Are | Is | |
|---|---|---|
| Question - ? Soru - ? | "Am I disturbing you?" "Seni rahatsız ediyor muyum?" | "Is this your coat?" "Bu senin montun mu?" |
| Positive Answer + Yes Olumlu cevap + Evet | "Yes you are. We're very busy." "Evet ediyorsun. Çok meşgulüz." | "Yes, it is" "Evet öyle." |
| Negative Answer - No Olumsuz cevap - Hayır | "No you're not. We aren't very busy." "Hayır etmiyorsun. Çok meşgul değiliz." | No, It isn't Hayır, Değil |
| "What's this?" "Bu nedir?" | "It's an apple." "Bu bir elma." |
| "And this?" "Ya bu?" | "It's a pear." "Bu bir armut." |
| "And what's this?" "Ya bu nedir?" | "It's a car." "Bu bir araba." |
| "And what are these?" "Ya bunlar nedir?" | "They're biscuits." "Bunlar bisküvi." |
| "And these?" "Ya bunlar? | "They're eggs." "Bunlar yumurta." |
| "Who's this?" "Bu kim?" | "It's Mr. X" "Bu Bay X." |
Past tense için kullanımı
Was / were
| Question? Soru | Positive Statement + Olumlu ifade + | Negative Statement - Olumsuz ifade - | ||
|---|---|---|---|---|
| Singular Tekil | Written form or spoken for emphasis Yazı dilindeki hali ya da vurgu için konuşma dilindeki hali | Contracted Form (spoken) Kısaltılmış hali (konuşma dili) | Written Form or spoken for emphasis Yazı dilindeki hali ya da vurgu için konuşma dilindeki hali | Contracted Form (spoken) Kısaltılmış hali (konuşma dili) |
| Was I? | I was | I was | I was not | I wasn't |
| Were you? | You were | You were | You were not | You weren't |
| Was he? | He was | He was | He was not | He wasn't |
| Was she? | She was | She was | She was not | She wasn't |
| Was it? | It was | It was | It was not | It wasn't |
| Plural Çoğul | ||||
| Were we? | We were | We were | We were not | We weren't |
| Were you? | You were | You were | You were not | You weren't |
| Were they? | They were | They were | They were not | They weren't |
Örnekler
The verbs was /were are used with
Was / were fiilleri şunlarla kullanılır
| a noun group bir isim grubu | Were you an English teacher? İngilizce öğretmeni miydiniz? | Mr Brown was an English teacher. Mr Brown bir İngilizce öğretmeniydi. |
| an adjective bir sıfat | I was tired. Yorgundum | She was English. O ingilizdi. |
| an expression of place or time yer ya da zaman belirten bir ifade ile | They were at home. Onlar evdeydiler. | It was nine o'clock. Saat dokuzdu. |
| an expression of age bir yaş ifadesi ile | I was 44. Ben 44 yaşındaydım. | He was two years old. O iki yaşındaydı. |
| the form of the present continuous tense present continuous biçimi olarak | We were learning English. Biz İngilizce öğreniyorduk. | She was teaching English. O İngilizce öğretiyordu. |
| Am/Are | Is | |
|---|---|---|
| Question - ? Soru - ? | "was I disturbing you?" "Seni rahatsız ediyor muydum?" | "was this your coat?" "Bu senin montun muydu?" |
| Positive Answer + Yes Olumlu cevap + Evet | "Yes you were. We were very busy." "Evet ediyordun. Çok meşguldük." | "Yes, it was" "Evet öyleydi." |
| Negative Answer - No Olumsuz cevap - Hayır | "No you were not. We weren't very busy." "Hayır etmiyordun. Çok meşgul değildik." | No, It wasn't Hayır, değildi. |
Örnekler:
He was a student at the high school.
Lisede bir öğrenciydi.
They were workers.
Onlar işçilerdi.
You weren't / were not a teacher.
Sen bir öğretmen değildin.
She was very beatiful.
O çok güzeldi.
Ahmet was very successful at the university.
Ahmet üniversitede çok başarılıydı.
In interrogative sentences, was / were is put before subject.
Soru cümlelerinde ise was, were özneden önce gelir.
Examples:
Örnekler:
Was Sinem a doctor?
Sinem doktor muydu?
Were Mehmet and Selim partners?
Mehmet ve Selim ortak mıydılar?
Were you sick?
Hasta mıydın?
Was she clever?
Zeki miydi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)